KAPASİTE GELİŞTİRME EĞİTİMLERİ NEDEN ÖNEMLİDİR ?

Yazıma bir soru ile başlamak istiyorum: ”Kapasite kelimesini en çok hangi cümlelerde kullanıyorsunuz?”

Özellikle son yıllarda teknolojinin hayatımızın her alanında olmasıyla birlikte, bizlerin de tüketim alışkanlıkları her geçen gün hızla değişti. Telefon, bilgisayar, çamaşır makinesi, araba vb. bir çok üründe kapasitesini sorguluyoruz değil mi? Belki de bu kavram günlük hayatta en çok bu ürünlerle karşımıza çıkıyor. O kadar özelliğe, yazılıma, donanıma çoğu zaman ihtiyacımız bile olmazken bunları araştırıyoruz ve karar verme süreçlerimizi etkilediğine de şahit oluyoruz. Ancak bu yazımda bilgisayarınızın ya da telefonunuzun kapasitesini ve neden tercih ettiğinizi sormayacağım, 21. yüzyılın tüketim alışkanlıklarından da bahsetmeyeceğim. Bu yazımda kurumların kapasite geliştirme sürecinde eğitimin önemine değinmek istiyorum.

İkinci sorum şu: ”Kurumlarınızın kapasite geliştirme süreci sizin için ne anlama geliyor?”

Fransızca kökenli olan kapasite kelimesi TDK’ya göre ”bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, bir işletmenin üretim miktarı, anlama, kavrama yeteneği” gibi anlamlara gelmektedir. Bu anlamlardan da yola çıkarak kapasite geliştirme kavramını, çeşitli organları olan, biyolojik olaylarla büyüyen, gelişen ve yaşayan varlıklar olan organizmaya da benzetebiliriz. Kapasite geliştirme sürecini organizma gibi tek bir bütün oluşturacak şe­kilde çalışan ve birbirleriyle sürekli uyum içinde bulunan parçalardan müteşekkil bir canlı sistem olarak tanımlarsak, bu sürecin her bir parçasının bütün resim için çok önemli olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

Bu tanımlamalardan sonra üçüncü sorum şu: ”Kurumlarınızın kapasite geliştirme süreci için hangi adımları attınız?”

Mesnevi’den Karanlık Odadaki Fil ‘in hikayesini duymuşsanız durum şöyle anlatılır. Hikayede, Hintliler halka göstermek üzere bir fil getirip karanlık bir ahıra koyarlar. Işık olmayan bir odada bulunan fili, el yordamı ile tanımaya, anlamaya çalışan insanlar anlatılmaktadır. File dokunanlardan birisi eline hortumunu geçirip, “fil bir oluğa benziyor”; başka biri elini kulağına değdirip, “fil bir yelpazeye benziyor” demiş. Bu insanların tarifleri, filin dokundukları yerinden yola çıkarak yapıldığı için birbirinden farklı olsa da, doğruluk payları da vardır. Mesela filin ayağına dokunanın tarifi doğru fakat eksiktir; kulağa dokunanın tarifi de doğrudur ama o da fili tanımlamak konusunda yetersizdir. Bu hikayeden hareketle, kurumsal kapasite geliştirme sürecini bir çok parçası olan ve bu parçaların uyum içinde birlikte yan yana gelerek bütün resmi oluşturma meselesi olduğunu söyleyebiliriz.

Kurumsal kapasite geliştirme sürecinde kriterleri belirlemede maddi ve maddi olmayan varlıklar olarak kurumun iki temel yapı üzerinde yaşamını sürdürdüğünü ele alarak buradan hareketle şunları da söyleyebiliriz. ”Fiziksel varlıklar, finansal ve mali yapı, bilgi teknolojileri, insan kaynakları ve eğitim” maddi varlıkları oluştururken; ”kurumun kendini tanıması, sürekli gelişme ve ilerlemeye açıklık, katılımın azami düzeyde sağlanması, sorgulama kültürünü oluşturma, süreç haline getirme ve süreklilik kazandırma” maddi olmayan varlıkları oluşturur.

Günümüz dünyasında kurumlar küreselleşmenin, rekabetin, iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dünyada faaliyetlerini sürdürmektedir. Küresel bütünleşmenin var olduğu, hızlı değişen teknolojiler ve bunlara olan talebin arttığı, endüstri sınırlarının belirsizleşmeye başladığı, ürün yaşam döneminin kısaldığı bir dönemde kurumlar; kurumsal sürdürülebilirliklerini sağlamak için tüm süreçlerini yeniden tasarlamak ve günümüz koşullarına adapte etmeye kadar bir çok değişimi gerçekleştirmek durumundadır. Özellikle pandemi dönemi ile yeni bir dönem içinde faaliyetlerime devam ederken eğitimin süreçleri iyileştirmek ve geliştirmek açısından önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz. Çünkü bir kurumun fiziksel yapısı, maddi kaynakları ne kadar iyi olursa olsun, eğer bu yapıyı idare edebilecek, maddi kaynakları etkin bir şekilde kullanabilecek eğitimli insan kaynağına sahip değilse, amaçlarını gerçekleştirmesi mümkün değildir. İnsan kaynağının eğitim yoluyla niteliklerinin geliştirilmesi ile maddi ve maddi olmayan varlıklar süreçten olumlu etkilenecektir.

James Clear’ın Atomik Alışkanlıklar kitabında şöyle bir cümle geçer : “Bir yıl boyunca her gün yüzde 1 daha iyi olabilirseniz, işiniz bittiğinde otuz yedi kat daha iyi olursunuz. Tersine, bir yıl boyunca her gün yüzde 1 daha kötüye giderseniz, neredeyse sıfıra düşersiniz.”

Kapasite geliştirme süreci uzun vadeli ve kapsamlı bir süreçtir. Nerden başlayacağımızı bilmek ve parçalara bölerek doğru adımlar atmak kurumların sürdürülebilir faaliyetleri açısından oldukça önemlidir. Bir sonraki yazımı verdiğim eğitimler üzerinden örneklerle bu konunun devamı şeklinde planlıyorum.

Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir