NEDEN BİR ARADAYIZ ?

İnsanın bilimsel adı olan homo sapiens, ”bilen insan” anlamına gelir.

Homo sapiens denen insan evladı hemen yerleşik hayata geçelim dememiştir. O kıta senin bu kıta benim derken 1 milyon 900 yıl geçmiştir…

İnsanın yolculuğu şöyle bir beklesin, neden bir araya geldi onu konuşalım. Aslında ilk insan birlikte yaşamak zorunda kaldı. Çünkü tek başına doğa ile mücadele etmek kolay olmayacaktı.

Devamında homo sapiens sapiens var. Bu da “düşündüğünün üstüne düşünebilen insan” demektir. Belkide asıl mesele buradan başlıyordur ne dersiniz?

Bir mağara duvarı

Düşünmek nedir peki ? Günlük hayatta en çok kullandığımız kelimelerden biri belkide… Peki neyi düşünmek; dünü, bugünü ya da geleceği ? Üçünü birden de düşünebiliriz.

Neden bir aradayız sorusunu düşünelim mi? Güvenlik ihtiyacı, zorluklarla baş edebilme, paylaşma, zorunluluk gibi şeyler sayabiliriz. Hatta burada asabiyet kelimesini inceleyelim. Asabiyet kelime olarak, ”belirli bir toplumsal formasyon altında var olabilen ve o formasyonun çözülmesiyle birlikte çözülme/dağılma sürecine giren, toplulukların kendilerini üretmek ve yeniden üretmek, saldırganlıklardan korunmak ve kendilerini savunmak; diğer topluluklara saldırmak vb. için birlikte, yani kollektif hareket etme becerisini ya da topluluğun ”kollektif aksiyonerliği”ni ifade eder. Bu terimi yüzyıllar önce soy ve akrabalık ilişkileri üzerinde değerlendirmek çok yanlış sayılmazdı. Günümüze geldiğimizde kollektif aksiyonlerlik artık bambaşka şekildedir. Sınırların kalktığı, dil, din ve ırk ayrımından uzak bir tanım içindedir. Marshall McLuhan’ın 1964 yılında söylediği gibi ”Dünya adlı uzay gemisinde yolcu yok, hepimiz mürettebatız.”

Bir arada olma güdüsü devamında bir çok şeyi de inşa eder. Ortaya çıkan şeyler de bir sonrakini… Birbiri ile örüntülü olan şeyler insanın anlam arayışının resmidir de çoğu zaman. Bir aradayız çünkü birbirimize ihtiyacımız var.

21. yüzyılın kapsamına şimdilik girmeden doğa üzerinden bu birlikteliğe örnek vermek isterim. Bundan bir kaç yıl önce National Geographic’de ‘Bal Arıları ve Eşek Arılarının Mücadelesi Belgeseli’ne denk geldim. Beni gerçekten etkileyen bu belgesel on beş dakikada bir çok hikayeyi de içinde bulunduruyordu.

O belgeseli bırakıyorum buraya, belki siz de kendinize dair bir hikaye bulursunuz içinden…

Sabahattin Ali bir sözünde, “İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.” der.

O yerlerde rastlaşmak dileğiyle,

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir